⦁“tam otizm sayılmaz otistik bir kapanma yaşamış ve eğitimle aşması mümkün” sözcüklerini duyana kadar da tanıyı kabullenmedim.
Şu anda iki tanı arasında bir fark olmadığını biliyorum:
⦁ Bu tanının ebeveyne söylenme şekli önemli. Bir sorun olduğu yumuşatılarak ve reçeteyi aileye sunarak söylenmeli.
Otizmliler için devletin tanıdığı haklar nelerdir ve bunlardan ne derece yararlanıyorsunuz?
Tüm engelli raporu olan bireyler aynı haklardan yararlanmaktadır. Özel eğitim hakkı olan çocuklarımız için devlet hastanesinden sağlık kurulu raporu aldıktan sonra evin veya okulun bağlı bulunduğu rehberlik araştırma merkezlerinden eğitsel rapor çıkartılmaktadır.
- Çocuklar rehabilitasyon merkezlerinde bireysel eğitim ve bazen de artı 4 grup eğitimi alabilmektedir.
Okullarda kaynaştırma hakkı olan çocuklarımız, dışlanma veya istenmeme gibi sebeplerle çoğu zaman eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalmaktadır.
Kaynaştırma hakkı olmayan çocukların ise özel eğitim sınıfı veya okulunda eğitim almaya hakkı bulunmaktadır.
Aile gelirinin düşüklüğü kanıtlandığı taktirde aileye bir maaş da bağlanmaktadır.
Otizme bağlı olarak gelişen komplikasyonlara karşı aldığınız önlemler nelerdir?
Otizme çoğu zaman epilepsi, hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, kaygı bozuklukları veya depresyon eşlik edebilmektedir. Ergenlik sonrasında, otizm ile birlikte epilepsi çok fazla görülmektedir.
- Bu nedenle, otizmde belirli zamanlarda nörolojik muayenelerin yaptırılması gerekiyor.
Otizme eşlik eden diğer durumlar için de, özellikle ergenlikten sonra bir psikiyatri uzmanından destek alınması şart diye düşünüyorum.
- Ergenlik dönemi, hem otizmlilerin hemde ailelerinin çok zorlandığı bir dönemdir.
Özellikle cinsellik eğitimi, küçük yaşta cinsiyet eğitimi ile başlamalı ve tüm eğitim sürecinde devam etmelidir ve aileler de bu konuda bilinçlendirilmelidir. Ayrıca, küçük yaşta dikkat dağınıklığı için;
- Bolca dikkat çalışması yapılmalıdır.
Tüm bu süreçlerde, en önemli destek hep aileye verilmeli; eğitim ve danışmanlık süreci her zaman yoğun olmalıdır.
- Aile desteği olmayan bir özel eğitim sürecinin başarıya ulaşması beklenemez.
Otizmli bireyler; genellikle makarna, patates gibi karbonhidrat bazlı gıda ürünleri ile birlikte cips ve çikolata gibi gıdaları tercih etmekte ve yeme davranışı olarak obsesif kompulsif bozukluk (OKB) sergilemektedir. Siz böyle bir durum yaşadınız mı?
OKB düzeyinde olmasa da bu gıda ürünlerine gerçekten düşkünlük söz konusuydu ve hala da söz konusu.
Çocuğuma 4-10 yaş arasında; Çok katı olmayacak bir şekilde kazein-gluten-şeker diyeti uyguladım:
- Bu diyetten oldukça fayda gördüğümüzü düşünüyorum, yoksunluk hissi yaratmadan çocuğumun canının çekebileceği herşeyi hazırlamaya çalıştım, Eğitimin sonuçlarını daha iyi görmeye başladık, ama çocuğum büyüdükçe ve sosyalleştikçe bu diyeti uygulamak zor oldu ve bıraktık.
Özellikle, şeker ve undan uzak bir beslenme şekli çocukluktaki ajitasyon ve hareketliliği kısmen de olsa olumlu etkilemektedir.
Sağlıklı beslenme;
- Bizim çocuklarımız için ekstra fayda sağlamakta ancak, otizmde tek etken faktör değil, bazı anneler diyetlerden mucize beklentisinde...